Yazılardan Haberdar Olun

E-mail Adresiniz :

3 Eylül 2011 Cumartesi

Istanbul'da başka 2 gün ve Arkeoloji Müzesi

MerhabalarJ,
İstanbul  tur programının ikinci kısmı için Sultanahmet  civarını düşündüm ve 29 Ağustos pazartesi  günü Arkeoloji  müzesini  gezmek niyetiyle   evden çıktım.  Evde  keyif  yaptığım için saat 1 civarında evden  çıkabildim. Yanlış otobüse de binince tekrar zaman kaybettimJ.  Enazından bir müze gezmeye fırsatım olur diye düşünüyordum.  Üsküdar’dan motorla Kabataş’a geçip, tramvaya bindim, Gülhane durağında indim.  Tramvayda durak isimlerinin altında o durağa yakın görülecek belli başlı yer isimleri de yazılmış. Bu nedenle ben Arkeoloji müzesine gitmek için Gülhane durağında ineceğimi anladımJ.  Tramvaydan indim hem yürüyorum, hem fotoğraf çekiyorum. Adımbaşı  görülecek, fotoğraflanacak yerler var.  Neyse böyle yürüye yürüye müzeyi buldum vee pazartesi günü müze kapalıymış. Ben de yolun yukarısına doğru devam ettim. Topkapı Sarayının bahçesine girdim,  bol bol fotoğraf çektim. Bab’ı Hümayun kapısından çıkarak devam ettim. Sonra rahmetlik Çelik Gülersoy’un döneminde yaptırılan Soğukçeşme sokağından geçerek Gülhane’ye yürüdüm ve eve dönüş yoluna geçtim.  Bu kadar sıcak havada gezdiğim yerlerin çoğunda  sıcaktan hiç rahatsız olmadım çünkü gezdiğim yerlerin büyük kısmı  gölge altındaydı.  Çınar ağaçları ve diğer bazı hem yüksek  hem de dalları geniş bir alanı çevreleyen ağaçlar sayesinde etraf rahatça  gezilebiliyor.
30 Ağustos Pazartesi günü turuma bayramın 1.günü olduğu için ara verdim. İstanbul’da olan küçük teyzem bize geldi.  Bayramlaşma, kahvaltı, sohbet, çay, kahve faslı ile vakit geçirdik.  Öğleden sonra Bağdat caddesine indik, yürüyüş yaptık, Caddebostan’da adalara karşı  kahvelerimizi içip eve döndük.
31 Ağustos Salı günü tabii ki Arkeoloji  müzesine gitmek için evden çıktım. Aynı yoldan müzeye geldim ki  upuzun bir müzekart kuyruğu.  Yaklaşık 45 dakika bekleidkten sonra  20 TL karşılığında 1 yıl geçerli olan müzekartımı  aldım.  Arekoloji müzesinin girişi sadece 10 TL. Bu bile size kartın ne kadar ekonomik olduğunu gösterecektir. Ayrıca gittiğiniz ve bu kartın geçerli olduğu yerlerde  beklemeden  giriş yapabiliyorsunuz.  ( Aşağıda linklerini verdim ) Müze girişinde arzu ederseniz 10 TL karşılığında kulaklık kiralayarak müzeyi bir çeşit rehber eşliğinde gezebilirsiniz. Ben almayı tercih etmedim.
Arkeoloji müzesi için bu kadar beklediğime değmiş doğrusu. 3 binadan oluşuyor ve bahçedeki eser sayısı  da epeyce fazla. Üstelik müzeye gelirken Gülhane’den girip yukarı doğru devam ettiğiniz yolda sütunlar, lahitler vs vs yolun kenarında  duruyor. Açıkhava müzesi sanki. J  Müzeye girişte solda Eski Şark eserleri müzesi var.  Girişte solda Arkeoloji müzesi epeyce büyük bir bina ve içine girince de etkileyici. Ben bu kısmı daha çok beğendim. Müzeyi bir daha gelip göremediğim yerleri gezeceğim.  Bu kısmı bitirdikten sonra Çinili Köşk kısmına geçtim. Orası da ayrı muhteşem ve İznik, Kütahya çinileri ile beraber Çanakkale çinileri de sergilenmiş, şaşırdım çünkü bilmiyordum.
Arekoloji müzesinin heryerinde  flaşsız fotoğraf çekilebiliyor.
Çıkışta Yerebatan sarnıcına veya meydana gitmeyi planlıyordum. Müzeden çıkıp Gülhane’ye yönelince gördüğüm kalabalık inanılmazdı. Bayramda İstanbul boş diyorlardı, orayı görünce anladım ki herkes orada. Bu nedenle İstanbul’un geri kalanı boş duruyormuş. J Doğruca dönüş yoluna geçtim.  Uzun süredir görüşmediğim bir arkadaşımla birgün önce konuşmuştuk. Onu aradım ve Teşvikiye’ye onu görmeye gittim. Görüşmeyeli çok uzun zaman olmuştu, laf lafı açtı ve uzun, keyifli bir sohbetten sonra eve döndüm.
Devamı geliyor J
Sevgilerimle,

Gece Mavisi,
Fatoş
29 ve 31 Ağustos gezi fotoğrafları :
Müzekart hakkında :
https://satis.muzekart.com/index.html  müzekart’la ilgili web sayfası
https://satis.muzekart.com/muzeler.pdf - kartın geçerli olduğu müzeler

29 Ağustos 2011 Pazartesi

Istanbul'da bir gün ve Istanbul Modern Sanat Müzesi

MerhabalarJ,
Bu bayram uzun zamandan beri ilk defa Istanbul’da kaldım, hem de 10 gunluk bir tatilde.  Istanbul turisti olmaya karar verdim ben de. J  Tabii ne kadar olabilirsem.
Facebook’ta arkadaşlarıma sordum, çeşitli ve çok güzel, keyifli öneriler aldım.  27 Ağustos Cumartesi günü biraz geç kalktım, hazırlandım ve evden çıktım ve Kadıköy’e gittim.
Kadıköy’den hem alışveriş yapacak hem eski  akbil kartımı değiştirecek hem de Karaköy vapuruna binecektim. Kozmetik alışverişini genelde Kadıköy’deki parfümeri  depolarından yapıyorum. Hem uygun fiyatlı hem de seçenek çok fazla.  Üstelik  Kadıköy’ü  çarşı olarak  çok renkli buluyorum. Aradığınız her şeyin her kalite ve fiyatta olanını buluyorum. Geçtiğimiz bir bayramda yeğenlerim için eski usül mendil içinde harçlık verelim demiştik. Kadıköy’de Hürbak mağazasında bulmuştum mendilleri. Onun için tekrar oraya gittim, sadece erkek mendili kalmıştı, benim istediğim süslü mendillerden yoktu.  Kozmetik alışverişimi  tamamladım, akbilimi değiştirdim ve Karaköy vapurunu yakaladım.  Vapur yolculuğu bana her zaman keyifli gelir, yine öyle oldu. Üstelik sonunda – bence - güzel bir Haydarpaşa Garı  ve şehir hatları vapur fotoğrafı çektim.
Vapurdan inince sağı takip ederek yürüdüm.  Şu sıralar ne zaman Karaköy’den geçsem limanda birsürü  gemi oluyor. Yine öyleydi. Club Med’in zarif ve gösterişli yelkenli gemisi,  Royal Caribbean Cruise Lines’ın kocamaaaan yüksek katlı heybetli gemisi ve adını okuyamadığım çeşitli büyüklükte başka bir iki gemi vardı.  Sol tarafta genelde iş merkezi olduğu için çoğu bina kapalıydı. Daha önce farketmediğim Fransız pasajı ve Karaköy Karakolunun süslü kapıları ilgimi çekti.  Yine solda bazı kafeler ve sağda bir pideci vardı. Yolun bitiminde sola dönünce, sağınızda nargilecileri ve solunuzda kafeleri görüyorsunuz. Karşınızda ise bir süre önce restore edilen Tophane çeşmesi var.  Yine de üstünde yazılar  olduğunu gördüm. İnsanların niçin böyle şeyler yaptığını anlamıyorum.       
Çeşmeden sonra yine sağdan devam ettim.  Çınar ağaçlarının altında gölgeli ve yürümesi  keyifli bir yol.  Sağda biraz ilerde Nusretiye Camisi var. Fotoğraflarını çektim.  Ve biraz daha yürüdükten sonra Istanbul Modern’e geldim. (http://www.istanbulmodern.org ) İçerde fotoğraf çekilmesi yasak olduğu için girişte ve çıkışta fotoğraflar çektim,  çektirdim. Eeee gittiğimi de ispatlamam gerekiyordu değil mi ? J
Karnım çok acıktığı için müzeye girer girmez önce meşhur teras cafesine uğradım. Manzarayı göremedim çünkü azönce bahsettiğim gemilerden biri  tam önünde duruyordu. Güzel bir salata yedikten sonra müze turuma başladım. Müze ve sergi gezerken rahmetli dayımın bana öğrettiği sistemi uygulamaya çalışırım genelde,  soldan başlar ve devam ederim. Yine aynı sistemi uyguladım, ve kaçırdığım bir şey olmadı böylece.  
Müze ve sergi gezerken herkesin aldığı tad  farklıdır, çünkü hem  ilgi alanları hem de  o andaki ruh hali de farklıdır. Yaklaşık 2 saat belki de daha fazla kaldım orada.  En çok  Zaman gazetesinin sponsorluğunda yapılan son Kodachrome filminin 36 pozunu çekmek için gönüllü olan  National Geographic  ve Magnum fotoğraf ajansı  için de fotoğraf çeken sanatçı   Steve McCurry’nin (http://www.stevemccurry.com ) bu fotoğraflardan oluşan sergisi  ilgimi çekti. Hem sergiyi gezdim hem de sergiyle ilgili belgelseli izledim. Ünlü Afganlı Kız fotoğrafını da aynı sanatçı  çekmişti.  Ara Guler’in Istanbul silueti önünde çekilen bir fotoğrafı da bu sergiye dahildi.  Robert de Niro ile çekimlere başlayan McCurry, fotoğraflarının çoğunluğunu Hindistan’da çekmişti.  Ara Güler fotoğrafından sonra en çok Rabari kabilesi fotoğraflarından etkilendim.  Aynı  Afganlı kız fotoğrafında  olduğu gibi gözlerdeki anlamı yakalayabildim. Erkek, kadın ve çocuk bakışlarındaki  farkı gördüm.  Cesaret ve güven, ya da endişe ve korku, ya da belirsizlik gibi. Ben böyle hissettim.  
Müzede bunun dışında ençok ilgimi Kutluğ Ataman’ın eseri olan Güney Kıbrıs’ta yaşayan bir Türk kadının yaşadıklarını, ikilemlerini vb anlatan filmi oldu. Bir odanın biribirine bitişik 2 duvarında aynı kişinin farklı 2 düşüncesini  izleyebiliyorsunuz.  Kesinlikle etkilendim. Fırsatım oldukça yeni sergilerde buraya tekrar gelmek isterim.
Müzeden çıkışta biraz yürüdüm ve otobüsle Taksim’e gittim.  Beyoğlu Rebul eczanesinden annemin siparişi olan Lavanta kolonyası ve gülsuyunu alıp, tünele yürüdüm.  Tünel’den Karaköy’e geçtim. Güllüoğlu’ndan baklava alıp, geldiğim yoldan yani Kadıköy vapuruna binerek eve dönüş yoluna koyuldum.
Dün evdeydim, çıkamadım. Bugün inşallah Sultanahmet tarafına gitmeyi planlıyorum. Yeni yazımı ve bu gezinin fotoğraflarını daha sonra ekleyeceğim buraya.
Sevgilerimle,
Gece  Mavisi  Fatoş

Zeytinyağlı Dolma - Biber / Patlıcan / Domates

MerhabalarJ,
Bugüne kadar aldığım / okuduğum birçok yemek kitabının arasında en rahat kullandığım yemek kitaplarından birisi her zaman Leman Cılızoğlu Eryılmaz’ın yazdığı “ Türk Mutfağından Seçme Yemekler” olmuştur.    Hem tarifler anlaşılır, hem ölçüler kulağa yakın geliyor, hem de Türk işi J. Kitapta tariflerle birlikte et suyu hazırlama, turşu-reçel yapımı vb bilgileri de bulunmakta. Ne zaman tarife ihtiyacım olsa sıralama şöyle gider : Annem,   diğer hanımlar – alem ve arkadaşlarım - ve bu kitap.
Aşağıda tarifini yazacağım zeytinyağlı dolma yaparken bu kitaptan da yararlandım. Genelde zeytinyağlı dolmayı  çiğden yaptığım için aslına uygun yapınca bir hatırlatma gerekiyor tabii ki J
( Dolmalık biberler, domatesler ve patlıcanlar http://www.birtarlamvar.com/ ‘dan )
Zeytinyağlı biber dolması :
Dolma içi malzemesi :
·         1,5 su bardağı pirinç
·         5-6 adet orta boy soğan
·         2 ortaboy domates
·         1 yemek kaşığı çam fıstığı
·         1 yemek kaşığı kuşüzümü
·         1 tatlı kaşığı şeker
·         1 demet maydanoz
·         1 çay bardağı  zeytinyağı
·         1 demet dereotu
·         1 demet nane
·         1 adet limon
·         Tuz, karabiber, bahar, tarçın
Dolma içinin yapılışı
Soğanları küçük küçük doğrayıp tencereye koyun. Fıstığı yıkayıp soğana ekleyin. Zeyinyağını da koyup fıstık pembeleşinceye kadar kavurun.  Ayıklanmış pirinci  sıcağa yakın ılık suda 20 dakika  kadar bekletin.  Fıstıklar pembeleşince suyunu süzdüğünüz pirinci  ekleyerek kavurmaya devam edin. Pirinçler şeffaflaşınca  üzerine  soyup, küçük küpler halinde doğradığınız domatesi  ekleyin.  Domatesler piştikten sonra üzerine çıkacak kadar su koyup, yıkanmış üzümü, tuzu ve şekeri  koyun.  Kapağı kapalı tencerede orta sıcaklıkta suyunu çekene kadar pişirin.  Ateşten aldıktan sonra kalan malzemeyi  ( nane, dereotu, maydanoz ince kıyılacak ) üstüne ekleyin. Limon suyunu da ekleyerek hepsini karıştırın. Biber veya istediğiniz sebzenin içine doldurabilirsiniz. Bu defab iç malzemesi  arttığı için patlıcan ve domates te doldurdum.
Dolmanın malzemeleri:
·         1 kg dolmalık biber - Küçük ve hepsinin benzer ölçüde olması hoş olur.
·         Daha önceden hazırladığınız dolma içi
·         3 -4 tane ortaboy domates
Dolmanın hazırlanışı
Biberlerin içlerini temizleyin. ( Çıkardığınız üst kısımlarını saplarını keserek  veya uygun büyüklükte doğradığınız  domateslerle  dolmanın üstünü kapatabilirsiniz. )
Biberlerin hafif boşluk bırakarak malzemeyi doldurun. Uygun büyüklükte biraz derin bir tencereye dizin. Biberlerin yarısına kadar gelecek şekilde su ilave ederek orta hararetli ateşte biberler ve pirinçler iyice yumuşayıncaya kadar pişirin. Tencerede soğuduktan sonra servis tabağına  alabilirsiniz.
Afiyet olsun.
Sevgilerimle,
Gece Mavisi
Fatoş